Cumartesi , 20 Ekim 2018
Son Haberler

Kuran-ı Kerim Işığında Peygamber’imizin İzinde Beslenme

10389134_553945611374086_5756683668401491379_n

Hayata geliş amacımızı ve vazifelerimizi bize bildiren ve Müslümaların vazgeçemeyeceği nimeti olan yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz insana dair sırları bulmamız ve uygulamamız için gereken her kapıyı açmıştır. Şüphesiz Allah kelamı tüm kelamların üzerindedir. Hiçbir  bilimsel ve felsefi araştırmanın sonucu bu kelamın üstünlüğünü aşamaz. O halde bizim kitabımıza sımsıkı sarılmamız ve onu ilim ve amelimizin ana kaynağı yapmamız gerekmektedir.

İnsanoğlu bu dünyada geçirdiği vaktin kıymetini ne yazık ki yaşarken idrak edemiyor.  Bir anını bile geri döndüremeyeceği zaman içinde asıl vazifesini unutabiliyor. Kimi zaman meşguliyetleri kimi zaman da boşa geçirdiği vakit onu ruhen ve bedenen zayıflatıyor. Peki  gücümüzü nerden ve nasıl sağlamalıyız? Beslenme!? Bedenin sağlığını beslenmeyle sağlayacağımızı anlayabiliyoruz fakat ruhun sağlığında beslenmeye gereken önemi ve önceliği vermiyor, çareyi psikolojik ve fizyolojik etkili ilaçlarda arıyoruz. Beden ve ruhu yaratıp bir araya getiren Rabb’imizin kurduğu dengeyi bozarak neticede hüsran dolu bir sistemin parçası oluyoruz. İşte tam bu noktada önceliğimiz Kuran-ı Kerim ve onun bizi yönlendirdiği elçisi olan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin izinde beslenme esaslarını uygulama olmalıdır. Çünkü ayette;  “(Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir”1 buyruluyor. İnananlar yani Allah-u Teala’yı sevdiğini beyan edenler eğer samimilerse O’nun Peygamberine ittiba etmekle yükümlüdürler. Umumi olan bu ayet her davranış ve sözümüzü kapsadığından beslenme de bu hitabın bir parçası hükmündedir.

Müslümanlar tekrarlı bir şekilde “Helal ve Tayyib” beslenme ile emrolunmuştur.2 Bu emir bizim beslenmemizde temel ilkemizdir.3 Kuran ahlakına sahip olan Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin bu emre uyduğu şüphesizdir;

“Ey insanlar! Allah-u Teala hazretleri tayyibtir, tayyibten başka bir şey kabul etmez. Allah’ın mü’minlere emrettiği şeyler, Peygamber’e emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah-u Teala: “Ey peygamberler, temiz olanlardan yiyin ve salih amel işleyin” (Mü’minûn 51) emretmiş, Mü’minlere de: “Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin” (Bakara 172) diye emirde bulunmuştur.” Sonra seferi uzatıp, saçı başı dağınık, toz-toprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp: “Ey Rabbim, ey Rabbim” diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki: “Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve (netice itibariyle) haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?”4

“Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebriye etmiş (korumuş/aklamış) olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.”5

İkinci olarak  anlamamız gereken  Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yemek yemeyi gaye edinmemesidir. Yemeğin bir imtihan vesilesi olduğunu belirtmiş ve az miktarda yemenin esas olduğunu belirtmiştir. Şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Ademoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak (nefsinin galebesiyle) illa da (mideyi doldurma işini) yapacaksa bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine (tahsis etsin, üçte birden fazlasına yemek koymasın).”6 Çünkü az yemek nefsin önüne set çekerek Müslümanı faziletlendirir, kemalat derecesini yükseltir. Nasıl ki alerji duyulan besin yenmediği zaman huzur ve sekinet verir ve zahir de güç görünür; öyle de nefsin önüne çekilen her bir set, mü’mine dinen, bedenen ve ruhen güç verir, nefsi köreltir. Anlaşıldığı üzere Müslüman beslenme odaklı bir yaşama sahip olmamalıdır, yediği yemeği doymak için değil güç almak için yemelidir. Bu hadis-i şerifi beslenme merkezimizde bulunan “Helal ve Tayyib” düsturunun yakınına koyalım ve daire etrafındaki diğer beslenme adapları için aynı izi sürmeye devam edelim:

  • Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yemekte hiçbir zaman kusur aramazdı. İştahı varsa yer, canı çekmiyorsa yemezdi.7
  • Yemeğin bereketi yemekten önce ve sonraki yıkamalardadır!8
  • Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!9
  • Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Ben Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ne sükürrüce (denilen tahta sofra) üzerinde yemek yediğini, ne ona inceltilmiş (yufka) ekmek yapıldığını ve ne de yemek masası (hıvân) üzerinde yemek yediğini hatırlamıyorum.” Enes’in bu sözünü rivayet eden Katâde’ye “Pekiyi neyin üzerinde yemek yiyorlardı?” diye sorulmuştu. “Sofralar üzerinde” diye cevap verdi.”10
  • Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabından altı kişiyle birlikte yemek yiyordu. Bu sırada bir bedevi geldi ve yemeği iki lokmada bitiriverdi. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şayet o besmele çekseydi, yemek hepinize yeterdi.”11
  • Ben dayanarak yemem.12 (Yemek yerken yaslanmamalı, dik oturmalı)
  • Ashabtan birileri: -“Ya Resulallah! Yemek yiyoruz, fakat doymuyoruz, dediler.Resulullah onlara: “Herhalde ayrı ayrı yiyorsunuz!” diye sorunca: “Evet, öyle yapıyoruz” dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de: “Yemeği birlikte yiyiniz; besmele çekiniz; yemeğiniz bereketlenir” buyurdu.13
  • İki kişilik yemek üç kişiye, üç kişilik yemek de dört kişiye yeter.14
  • Suyu ve diğer içecekleri  üç nefeste içerdi.15
  • Canının çektiği ve arzu ettiğin her şeyi yemen, şüphesiz israftır!16
  • Bir zat, Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin yanında öğürmüştü, ona: “Öğürtünü bizden uzak tut. Zira, dünyada insanların en çok doymuş olanları, kıyamet günü en çok aç kalacak olanlardır” buyurdu.17
  • Bir avuç çürük hurma ile de olsa akşam yemeği yeyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir.18
  • Sofrasını kaldırdığı zaman şöyle derdi: “Ey Rabbimiz! Sana tertemiz duygularla, eksilmeyip artan, huzurundan geri çevrilmeyip kabul edilen sayısız hamd ile hamd ederiz.”19

Sağlık ve Şükür Vesilesi Oruç

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem orucu ramazan ayına has bir amele indirgememiştir. Düzenli olarak oruç tutmuş ve ashabına tutmalarını buyurmuştur. Oruç mü’mine verilen en büyük nimetlerdendir. Hem beden hem ruh sağlığı için vazgeçilmez bir salih ameldir. Doğru beslenme şekliyle tutulan orucun sahuru ve iftarı yeterli ve dengeli olmalı; çünkü şuuruyla tutulduğu zaman orucun şifasına kavuşulur. Nitekim bugün pek çok bilimsel araştırma, düzenli yapılan orucun sağlık üzerinde olumlu etkide bulunduğunu göstermiştir. Elbet unutulmamalıdır ki Müslüman, bu hikmetlerden ziyade yaratıcının emri olduğu için hayatına geçirmelidir. Bu hem Müslümanlık samimiyetine yakışan davranıştır hem de bilimsel verilerin hiçbir zaman islami sırlara erişememesinden kaynaklıdır. Fakat biz sahip olduğumuz İslami ilkelerin ya farkında değiliz ya da gerekli özeni göstermeyerek dünya ve ahiretimizde hüsran nedenleri oluşturuyoruz. Bu ilim nimetlerini lehimize harcamak ve Allah’ın rızasını kazanmak için şu iki hadis-i şerifi de “bismillah” deyip hayatımıza geçirelim:

  • Kim her ayda üç gün oruç tutarsa işte bu, yıl orucu olur. Allah Teala hazretleri bu hususu te’yiden kitabında şu ayeti indirdi: “Kim bir hayır islerse o kendisinden on misliyle kabul edilir.”20
  • Ameller Allah Teala hazretlerine pazartesi ve perşembe günleri arzedilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arzedilmesini severim.21

Bu pahabiçilemez kıymetteki bilgileri hayatımıza geçirirken maalesef beslenmemizde ciddi bir sorun haline dönüşen bir gerçekle yüzleşiyoruz. Gelişen teknolojik üretimlerle birlikte her geçen gün artan türde gıda ve üretimlerinde kullanılan helal mi, haram mı, tayyib mi olduğunu bilmediğimiz gıda katkı maddelerini  tüketerek vücudumuza alıyoruz. Bu tüketim ömür boyu devam ettiğinde haram ve tayyib olmayan maddeler vücutta birikiyor ve yan etkilerini hem beden hem ruh üzerinde  bazen hızlı çoğu zaman da yavaş yavaş gösteriyor. Bugün, bozulan insan ahlakı da obezite ve kanser oranları da tesadüfi olarak bu kadar sık görülmemektedir bilakis bu gıda pazarındaki dur durak bilmeyen rekabet ve teknolojinin getirileridir. Peki bu gıdalar hayatımızın bir parçası haline gelmişken biz ne yapmalıyız? Müslüman olarak vazifemiz gıdaların “Helal ve Tayyib” olanlarını seçme hassasiyetine sahip olup gıda terörüne karşı çekilen zincire bir halka olmaktır vesselam.

KAYNAKLAR:

  1. 3/Al-i İmran Suresi, 31. Ayet
  2. Bakara Suresi 172. ve  173. Ayet,   Maide Suresi 3. ve 4. Ayet,  Ayet
  3. Maide suresi 88. ayet
  4. Müslim, Zekat 65, (1015); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2992)
  5. Buhari, İman 39, Büyû’ 2; Müslim, Müsâkat 107; Ebu Davud, Büyû’ 3; Tirmizi, Büyü 1; Nesai, Büyü 2,7
  6. Tirmizi, Zuhd 47, ; Ibnu Mace, Et’ime 50
  7. Buhârî, Menâkıb 23; Et`ime 21; Müslim, Eşribe 187, 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 13; Tirmizî, Birr 84
  8. Ebu Davud, Et’ime 12; Tirmizi, Et’ime 39
  9. Buhârî, Et`ıme 2, 3; Müslim, Eşribe 108. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ıme 8
  10. Buhari Et’ime 8, 26, Rikak 17; Tirmizi, Et’ime 1
  11. Tirmizî, Et`ime 47; İbni Mâce, Et`ime 7
  12. Buhari, Et’ime 13; Tirmizi, Et’ime 28; Ebu Davud, Et’ime 17; Ibnu Mace, Et’ime 6
  13. Ebû Dâvûd, Et`ime 14; İbni Mâce, Et`ime 17
  14. Buhârî, Et`ime 11; Müslim, Eşribe 179-181; Tirmizî, Et`ime 21; İbni Mâce, Et`ime 2
  15. Buhârî, Eşribe 26; Müslim, Eşribe 123; Ebû Dâvûd, Eşribe 19; Tirmizî, Eşribe, 13; İbni Mâce, Eşribe 18
  16. İbn-i Mâce, Et’ime, 51
  17. Tirmizi, Kiyamet 38; Ibnu Mace, Et’ime 50
  18. Tirmizi, Et’ime 46
  19. Buhârî, Et`ime 54; Ebû Dâvûd, Et`ime 52; Tirmizî, Daavât 55; İbni Mâce, Et`ime 16
  20. Tirmizi, Savm 54; Nesai, Savm 82. Ayet: En’am Suresi 160
  21. Tirmizi, Savm 44.

Hakkında Rumeysa Hatun Üzülmez

Rumeysa Hatun Üzülmez