Perşembe , 23 Mayıs 2019
Son Haberler

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan

IMG-20150420-WA0000

Ramazan ayı bize neler hatırlatıyor? Mesela:
Ramazan sözcüğünü duyduğumuzda, aklımıza ilk gelen, mağfiret ve cennet kelimeleri mi yoksa iftar, eğlence vb şeyler mi?
Allah’ın Nebisi (sav) Ramazanı nasıl tarif ediyor ve onunla neler vaat ediyor bize? Şu hadisi şerifi defalarca okuyup düşünelim, kendimizi muhtevasına uyarlayalım:
“Kim tam bir imanla ve ecrini Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş ve gelecek günahları mağfiret olunur” (Buhari)

Ashab-ı Kiram’dan Ubade İbnu’s-Samid (ra) diyor ki: Ramazan ayının geldiği günlerden birinde Resulullah (sav) şöyle buyurdular:
“Size Ramazan geldi O bir bereket ayıdır; O ayda Allah sizi zengin edecek: Rahmetini indirecek, hataları temizleyip dualara cevap verecek Allah sizin yarışınıza bakıp sizinle meleklerine övünecek O halde içinizdeki hayır arzularını Allah’a gösterin
Bedbaht; bu ayda Allah’ü Teala’nın rahmetinden mahrum kalandır”

Bu mübarek günlerde ilk hamlemiz nasuh bir tövbe olmalı. Günahlarımızı ve akıbetimizi tefekkür etmeye ne kadar da muhtacız. Ramazan, tefekkür ve tövbenin bulunmaz zamanıdır. Ramazan, cennete girmenin en mümkün olduğu zamandır.
Tövbe için de, Kadir gecesini bekleyecek vaktimiz yoktur. Ne zaman günahlarımızdan sıyrılırsak bizim Kadir gecemiz o gecedir.

Gece kıyamına alışalım. Gece ibadeti Ramazan ayının farklılıklarındandır. Bu ayda, gece Rabbi için ayakta kalanlardan olmaya çalışalım. Midemizle birlikte tüm azalarımıza oruç tutturalım. Dedikodu, malayani, boş lafları dinlemekten, konuşmaktan uzak olmaya çalışalım.

Ramazan dua ayıdır. Ümmet olarak duaya ne kadar muhtacız. İslam topraklarında kan var,gözyaşı var, hıçkırık var. Zalimler,gece gündüz demeden, çocuk kadın demeden müslümanları vurmaya devam ediyor. Göz yaşlarımızı akıta akıta dua etme zamanıdır. Gücümüz yettiğince yardımlarına koşarak fiili duaların yapılacağı zamandır. Efendimiz (sav) buyurdular ki: “Üç kişinin duası reddedilmez : Adil lider, iftar edinceye kadar oruçlu ve mazlum” (Tirmizi) Yine bir başka hadisi şerifte; “Bir kimse Allah için uzun bir yolculuğa çıkmış. Saçları darmadağınık, toza toprağa bulanmış bir vaziyette ellerini semaya uzatarak “Ya Rabbi, Ya Rabbi! “ diye dua eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, kısacası kendisi haramla beslenmiş olursa böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilir” (Müslimi Zekat, 65; Tirmizi, Tefsir, 3; Ahmet b.Hanbel, 2/328; Darimi,Rikak,9) Bu iki hadisi şerifi birlikte tahlil edersek yediğimiz içtiğimiz her gıdamıza dikkat ederek duası kabul olunanlardan olmaya gayret etmeliyiz. Bugüne kadar helal gıdaya gereken dikkati gösterememişsek, bugünden itibaren gıdalarımızın, ilaçlarımızın, kozmetik ürünlerimizin helal ve tayyib olup olmadıklarına dikkat ve itina göstermeye gayret edelim. Bu anlayışla alışveriş yaptığımız marketleri, kasapları, fırınları, pastaneleri yeniden gözden geçirelim. Kafirlere, zalimlere fayda sağlıyacak alışverişlerimizden vazgeçelim. Müslümanların maslahatına yönelik Küresel Boykotu bütün gücümüzle devam ettirelim. Helâl gıdanın önemine, bunun İslâm’ın kesin bir emri olduğuna inanalım ve bu konuda bir arayış içinde olalım. “Müslüman bir ülkede yaşıyorum, yediğim içtiğim her şey zaten helal, ne gerek var sertifikaya” düşüncesinden sıyrılıp etiket okuma alışkanlığı kazanalım. Araştıralım, sorgulayalım ve bize güvenilir bir sertifikayla ispat sunmayan yerli-yabancı her gıdayı boykot edelim. Ucuzu değil, helali tercih edelim. Bize şüphe vereni bırakıp şüphe vermeyene yönelelim. Üzümü yemeden önce bağını mutlaka soralım. Çünkü Müslüman bağını bilmediği üzümü asla yiyemez, yememelidir. Niyetimiz ve fiillerimiz helal gıda eksenli olduktan sonra Allah’ın bu çetin imtihanı kolaylaştıracak sebepler var edeceğine tüm kalbimizle inanalım. Rabbimiz bu mübarek günlerde helali anlamayı, yaşamayı ve yaşatmayı nasip etsin. Amin.

Hakkında Feyza Gezginweb

Bi Dükkan