Pazartesi , 15 Ekim 2018
Son Haberler

GİMDES ile Nasıl Tanıştım?

nasiltanistimYıl üniversiteye başladığım 2011-2012. Okulda arkadaşımıza güya iyilik yaptığınızı düşünerek çikolata veriyoruz, şüpheli diyip yemiyor ve başlıyor ilk defa duyduğumuz peyniraltı suyu tozu, lesitin, aroma, emülgatör gibi acayip acayip şeyler anlatmaya. Vicdanlarımız rahatsız olmaya başlıyor ama kabul etmiyor nefislerimiz. Bir çikolata neden şüpheli ve hatta haram olsun ki? Abartmaya da gerek yok diyoruz. Hep beraber doğum günü kutluyoruz, pasta yemiyor. Jeletin diyor, mono di gliserid diyor, karmin böcek boyası diyor. Nerden biliyordu bu kadar bilgiyi? Sanki bizimle okul öncesi okumuyordu da gıda mühendisliği filan mı okuyordu? Bir de ilk defa duyduğumuz Afia diye bir marka tutturmuş, asla başka çikolata ve bisküvi yemezdi. (tabi o zamanlar Tadelle ve Sagra sertifika almamıştı) Daha Afia’nın tadını bile doğru dürüst bilmeden o meşhur cümleyi kurardık: “Helal gıdaların tadı da hiç güzel değil ki.” Bilmiyorduk ki, midemiz haramlara alıştığından artık helallerin tat vermez olduğunu. Bir süre alışamasak da etkilenmiştik arkadaşımızın hâl dilinden. Kim etkilenmezdi ki hâl dilinden, zaten daha güzel tebliğ metodu var mıydı? Yoktu. Ben neden başaramayayım ki? Onun bedeni emanetti de benimki değil miydi? Yediğim her lokmanın hesabı bana da sorulmayacak mıydı?

İleride birçok konuda da hayatıma olumlu etkisinden dolayı “ahiretliğim” dediğim o arkadaşımın da teşvikiyle düşündüm, taşındım, ben de hâl dilimle bu hizmette olmalıydım. “Sen onun kadar dikkat etmiyorsun ki” diyerek şeytan sağdan sağdan yaklaşıyordu. Hayır hayır. Kendimi kendi halime bırakmamalıydım, dalmalıydım bu denize derken GİMDES Gönüllü yolculuğum başladı ve GİMDES Gönüllü’nün ilk halkalarından olma lütfu düştü nasibime Elhamdülillah. İlk GİMDES eğitimine katıldığım şubat 2013’ü miladım sayarım. Hüseyin hocamızın 30 yılı aşkın süren helal lokma mücadelesini dinlediğimde bu davada ne kadar geç kaldığımı anladım. Başta, hiç kimseye  güvenimizin kalmadığı bu dünyada “onların helal olduğuna nasıl inanacağız ki?” soruları dolaştı zihnimde haklı olarak. Fakat ben elimden geleni yapmakla mükelleftim. Bir gıda mühendisi kadar bilgim yoktu, laboratuvarım yoktu, ürünleri fabrikasında denetleme ve analiz etme imkanım yoktu. Öyleyse en güvenilir kurumun “helaldir, temizdir, sağlığa zararsızdır” dediği ürünleri tüketerek Rabbimin emanet verdiği bedenimi korumak zorundaydım. En büyük şansın GİMDES başkanı Hüseyin hocamızı, çalışan abi ve ablalarımızı bizzat tanımak oldu. Dışardan bakan bir göz olarak kalsaydım belki de samimiyetle ve ihlasla yapılan bu hizmete hiçbir zaman inanmayacaktım ve bu nadide hizmetin içinde olma nasibinden hep mahrum kalacaktım. Küçücük adımlarıma rağmen helal gıda vesilesiyle hayatımdaki nimetleri saymakla bitiremem. GİMDES Gönüllü vesilesiyle tanıştığım, “üzümü yemeden bağını soran bir gençlik” hedefine beraber yürüdüğümüz ve her biri canım, ciğerim, dostum olan yol arkadaşlarım en büyük nimet. GİMDES’in birçok eğitimine katılmak, faaliyetlerinde yer almak, GİMDES ailesini tanımak ve tüm çalışanlarıyla bir muhabbet bağı kurmak nasip oldu ki hepsi tek tek hamd sebebidir. Hüseyin hoca helal dedemiz, çalışanları abimiz, ablamız, arkadaşımız, soru-cevap platformumuz oldu adeta. GİMDES’in herşeyini öylesine benimsedik ki… Markette GİMDES logolu ürünleri görünce gözlerimizin kalp kalp oluşu, en yakınlarımızın evinde yemek yiyemez oluşumuz ama sertifikalı ürünlere babamızın malıymış gibi güvenmemiz, girdiğimiz ortamlarda anlattıklarımızla “helal kız” olarak tanınmamız ve gıda mühendisi sanılmamız, arkadaşlarımızın market alışverişlerinde akıllarına gelişimiz ve bizim vesilemizle helal olanı seçmeleriyle sevap pointsleri (inşaAllah) kapma mutluluğumuz vs..

Hep bir derdim olsun isterdim, ümmetin derdiyle gece uykularım kaçsın diye düşünürdüm. Nasibime “Midelerimizin kurtarılması” derdi düştü. Evet bu dert gece uykularımı aldı götürdü belki ama hislerimi geri getirdi. Bir Yahudinin “petrolle ülkeler yönetildi, gıda ile insanlar yönetilecek” diye açıkça itiraf ettiği gibi yediklerimizle kalplerimiz yönetiliyor. Kalplerimiz katılaşmış. Dünyada nice acılar yaşanırken bu kadar hissiz ve duyarsız kalışımızın en önemli nedeni yediklerimizmiş meğer. Helal gıda, yaşıtlarımın uğraştığı meleyani işlerden kısmen de olsa yüz çevirip ümmetin dertleriyle dertlenen bir kalbe çevirdi kalbimi.
Iki yılı aşkın bir süredir belki de hala olduğum yerde sayıyorum ya da aileme ve arkadaşlarıma karşı hala tek başımayım. Hala kardeşlerimle cips için, çikolata için mücadele veriyorum belki. Ama bu mücadeleyi kazanmışım ya da kazanamamışım, hiç önemi yok. Ne demişti Necip Fazıl; “sen tohum at, bitmezse toprak utansın.”

Ufacık adımlarıma rağmen yıllarca GİMDES Gönüllü çatısı altında yer almak ve ilk günkü gibi heyecanlı ve genç kalanlarden olmak ümidiyle Rabbim aşkımızı, muhabbetimizi ve helal hassasiyetimizi daim eylesin. GİMDES’i ve GİMDES Gönüllülerini ihlastan ayırmasın. Amin.

Hakkında Neriman Sivrikaya

Neriman Sivrikaya
Nam-ı diğer Sekizinci Renk GİMDES Helal Gıda Gönüllüsü Marmara Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği